RETİNA NEDİR?

Retina, görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücreler ile sinir liflerini içeren tabakadır. Retina adını verdiğimiz ağ tabakası tıpkı bir duvar kağıdı gibi göz küresinin arka iç duvarını kaplar. Retina milyonlarca görme hücresi ve bunların bağlı olduğu sinir hücrelerinden oluşur. Bu sinir hücrelerinin uzantıları (yaklaşık 1,5 milyon) bir araya gelerek görme sinirini oluşturur. Bu hücreleri besleyen damarlar da retinanın içinde yer almaktadır. Retinada merkezi görmeyi sağlayan, ışığın odaklandığı, özelleşmiş bölgeye makula (sarı nokta) denilmektedir.

Retinadaki bozukluk, görüntünün oluşmamasına, göz sinirindeki bozukluk da görüntünün beyne ulaşmamasına veya eksik ulaşmasına neden olur. Kişi görme yeteneğini kaybeder.

Bodrum Göz Retina Hastalıklarını, Retina ve Göz İçi Jelini (vitreous) ilgilendiren tüm hastalıkların teşhis ve tedavisi, dünyada geliştirilmiş son teknoloji kullanılarak yapılmaktadır. Retinayı tehdit eden en önemli iki hastalık diabet ve hipertansiyondur.

Retina Hastalıklarının Belirtileri

Ani veya yavaş görme kaybı,

Kırık-eğri görme

Işık çakmaları,

Sinek uçuşmaları,

Göz önünde dolaşan cisimler,

Görüşün perdelenmesi,

Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı,

Görüş alanında karanlık bölgeler oluşması.

Nasıl teşhis edilir ?

Retina bozukluğunun tipine göre, tıbbi tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavi gerekebilir.

SARI NOKTA HASTALIĞI (Makula Dejeneresansı)

Makula gözün arkasında retinanın merkezidir. Gözün arkasında bulunan sinir tabakası, retinada bulunan makula (sarı nokta) merkezi görmenin %90’ını sağlamaktadır.

Makula net bir şekilde görmemizi, ayrıca okuma ve araç sürme gibi aktiviteleri gerçekleştirmemizi sağlar. Makula dejeneresansı yaşa bağlı olarak ortaya çıkan (genellikle 60 yaş üstü) çok yaygın bir göz hastalığıdır.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yaşa bağlı makula dejeneresansı her hastada farklı belirtiler gösterir. Bu yüzden ilk bakışta teşhisin yapılması zor olabilir, bir göz görüş sorunu yaşarken diğer göz yıllarca normal işlevine devam edebilir. Her iki göz de etkilendiğinde merkezi görme kaybı daha çabuk fark edilecektir.

Makula düzgün çalışmadığında, görme alanımızın merkezinde bulanık veya karanlık farkederiz. Bir sayfa üzerinde yazılı kelimelerin bulanıklaşması, düz çizgilerin bozulmuş gibi görünmesi veya görüş merkezinin ortasında siyah ya da beyaz bir nokta oluşması başlangıç belirtilerindendir.

SARI NOKTA HASTALIĞI KAÇ TİPTE GÖRÜLÜR?

Makula dejenerasyonunun (sarı nokta hastalığı ) iki tipi vardır;

Kuru tip : Retina tabakaları altında lipid (yağlı) meteryal birikmesiyle oluşur. Daha yavaş ilerler ve uzun sürede görme azalmasına yol açar.

Yaş tip: Hasta bölgede oluşan bozuk kılcal damarların makulaya ilerlemesiyle oluşur. Bu tip ani görme kaybına neden olabilir. Kuru tipe oranla daha az görülür fakat %80 oranında görme kaybına neden olur. Özellikle hastanın bir gözünde zar oluşumu varsa diğer göz de tehlikededir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Bu bölgede oluşan zarların cerrahi olarak da çıkartılması veya retinanın sağlam bölgelerinin merkez kaydırılarak görme sağlanmaya çalışılması günümüzde gelişmekte olan bir yöntemdir.

Bu hastalıkta ne kadar erken tanı konur ve hasta takibe alınırsa görme kaybı o derece iyi bir şekilde önlenebilmektedir.

SARI NOKTA HASTALIĞI TESTİ (Amsler Grid Testi)

Yeterli ışık açık halde, okuma gözlüklerinizi takın ve ekrana 20-25 cm. yakın durun.

Tek gözünüzü kapatın.

Açık olan gözünüzle ortadaki noktaya düz bakın.

Noktaya bakarken etrafındaki tüm çizgilerin düz ya da bozulmuş,

bulanık ya da karanlık olup olmadığını kontrol edin.

Aynı işlemi diğer gözünüzle tekrarlayın.

Testin bir bölümünün dalgalı, bulanık ya da karanlık

görülmesi durumunda göz doktorunuzu arayınız.

Genellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde, birinci derece akrabasında makula dejeneresansı olan her dört kişiden birinde bu hastalık ortaya çıkabildiği gibi, kadınlar aynı yaştaki erkeklerden daha yüksek oranda risk altındadır.

Ayrıca diabet, hipertansiyon, sigara kullanımı, ultraviyole ışığı, açık reknli göz, damar sertliği, kalp büyümesi, vitamin eksikliği gibi etkenler de risk grubuna girmektedir.

FOTODİNAMİK TEDAVİ

Son yıllarda özel bir boya verilerek, sadece kılcal damarları etkileyen ve altındaki retina hücrelerinde tahribat yapmayan farklı bir lazer tedavisi fotodinamik tedavi (PDT) uygulanmaktadır.

Tedavi sonrasında zarın kapandığı anjio ile kontrol edilir. Gereken durumlarda üç ay sonra PDT tekrarlanır. Bu teknikte % 60’a varan başarı sağlanmakta, en azından görme kaybı önlenmektedir.

NEDENİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Şeker hastalığı vücudun çeşitli yerlerinde kılcal damarlarda hasara neden olmaktadır. Hamilelik, hipertansiyon ve sigara kullanımı gibi durumlar şeker hastalığının retinaya olan zararını arttırmaktadır. Keskin görme noktamız olan makulada ödem oluşmadığı erken dönemde, diabetin gözde yaptığı değişiklikler herhangi bir belirtiye yol açmaz. Bunlar sadece muayenede tespit edilebilirler. Daha ileri seviyelerde, kanama yüzünden görme bulanıklaşır, bazen de tamamen kaybedilir. Bu nedenle altı aylık aralarla düzenli muayene gereklidir.

KİMLERDE DİABETİK RETİNOPATİ RİSKİ YÜKSEKTİR?

Diabetik retinopati, diabeti bulunan herkeste olabilir. En önemli faktör, diabetin süresidir. Süre ne kadar uzunsa diabete bağlı göz hastalığı riski o kadar yüksek olur. Kan şekeri seviyesinin ve kan yağlarının yüksek olması, hipertansiyon ve böbrek hastalığının bulunması diabete bağlı göz bozukluğunu daha da arttırır.

TANI VE TEŞHİS NASIL YAPILIR?

Göz hekimlerince tam bir muayeneden geçmeniz gerekmektedir. Ciddi seviyedeki retinopati bazen hiçbir belirti göstermez ve tedaviye yanıt verebilir. Bu yüzden diabet hastaları, içinde bulundukları riskleri bilmeli ve düzenli olarak gözlerini muayene ettirmelidirler. Muayene sırasında gözbebekleri büyütülür ve oftalmoskop adı verilen cihazlarla ağrısız bir şekilde retina gözlemlenir. Diabetik retinopatiye ait belirtiler varsa özel bir anjio çekimi yapılır, hastalığının evresi ve tedavi şeması belirlenir.

GÖZ ANJİOGRAFİSİ NEDİR?

Öncelikle hastanın gözbebeği damlalar yardımı ile büyütülür. Daha sonra damardan floresein isimli bir boya maddesi verilir ve gözün retina tabakasının fotoğrafı çekilir. Bunun için fundus kamerası adı verilen özel bir cihaz kullanılır. Hasta bu işlem sırasında acı ya da ağrı hissi duymaz. Bazı hastalarda bulantı hissi oluşabilir. Anjiografi çekildikten hemen sonra hasta evine gidebilir veya işine geri dönebilir.

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Argon Lazer (Fotokoagulasyon): Damarlardaki kanamaları durduran ve halen tedavideki en etkili yöntemdir. Ufak lazer atışlarıyla makula ödemi oluşturan, kanayan damarlar tıkanır. Retinanın dış bölümlerinde de lazer aracılığı ile yeni damar oluşumlarının önlenmesine çalışılır. Bu yöntem ayaktan yapılır ve gözde herhangi bir ağrıya neden olmaz.

UNUTULMAMALIDIR Kİ!

Diabetik retinopatinin tedavisi, erken teşhisin yanında hastanın diabet tedavisine ve dietine özen göstermesine de bağlıdır.

Diabetik retinopati, hiçbir belirti vermeden de bulunabilmektedir.

© Telif Hakkı - Bodrum Göz - Polikliniği - Tasarım Çizgi Ajans